Haz
09

Var git artık

buralarda gece uzun
gün ışığı yakındır
var git artık
bakma ardına
ölüme fazla sokulma ama
düşün ki
mevsim rüzgarlarının savurduğu
bir orman insan
sev onu, sokul, konuÅŸtur
doludur fazla üstüne varma

hep susmak
susmak…
yetmiyor bazen
işte bu yüzden
bütün ışıkları yanmalı yeryüzünün
ozanlar her şeyi anlatmalı

var git artık
acıyı aşındırma
tut
ve at sevdaya uzayan çağlayana

Haz
09

Siverekli ÅŸeho

sokulsan rahmanların şeho dağ rüzgarı kokardı
öpsen kıl?dı şeho, koklasan duman

bilmezdi şalvarının renginin neden değiştiğini
ve kentte
duvar yazılarının neden eksildiğini

siverek ovasına akşam inerdi
şeho avluda tütün sarardı geceleri
sorsam birilerine:
“-ÅŸeho ne bilir” derdi…
oysa
o,
bildiÄŸi kadar
ve bildiği gibi yaşardı
ilkmayıs sabahlarının güzelliğini
bozkırı,
yaÄŸmuru
ve nal seslerini

daha
çınlar kulaklarımda bir buruk ezgi
öksüzlüğümdü kuşatılmış siverek geceleri

Haz
09

Sivası unutma şiiri

-asım ve metin ağabey ile
behçet?in anısına

riyakar ve yalancıdır şarap aşkları
oralarda güneşe bırakılmış bir avuç kar gibi erirler
biz o vakitlerde şiir söyleriz
ama yiter
ışıkta
gündüzleri bileylenen bıçakların kıvılcımları

*
biz
dolu
vakitlerde
ÅŸiir
söyleriz

okursunuz
boÅŸ vakitlerde
yanarak biz, gülerek siz

öle öle geçeriz ıslıkla geçtiÄŸiniz durakları…

*
sonra boşanır zembereğinden bütün zamanlar
şiir söyleriz
asıl şimdi eşkiyadır, tedbil gezer şiirimiz!

a yazacağız
z
a
l ama
a belli ki
c bu nispette
a h
ÄŸ e
ı p
z y(anacağız!)

Haz
09

Pusuda yalnızlık

karacadaÄŸ
yamaçlarında kardelen çiçekleri
her bahar umuda rengini verir
ve her bahar
dicle?de ak köpüklere üşüşür papatyalar

siverek düzü
hayata vurgun yürekli yiğitleri
ve sabahın eteklerinde ter taneleriyle
“memleketimdir benim”

orada
tüfekler yağlanır kerpiç damlarda
türkü kaçak
tütün kaçak
kaçak çay buğulanır şavkı vurur mağlara
ve korku ve umut ve can pusuda
pusuda yalnızlık

karacadaÄŸ,
önü diyarbekir?dir
ben hüznü avuçlarken ora mahpuslarında
bulutlarla yalpalayan rüzgarları resmedip
bakıp bakıp iç çekerdim doruklarına

karacadaÄŸ,
patikalarında ceylan ölüleri
ve bakır renkli göğüslerimizde görkemli güneşiyle
sabıra tutunan sevdaların gönüllü erleriydik
ve yollarımızda ayaklarımıza batıp çıkan devedikenleri
özlemler biraz uzak biraz diri
bekleyişlerde alçalıp yükselirken köpük köpük yalnızlık

Haz
09

Neyi anlatıyorum ben bir ozan çırağı bile olamazke

ışıdı
öfkemde dolandı gün allı-mor
neydi az önce
o zifiri karanlık
ağarmadan ortalık

selam civan dost
bozkır mı uyanan
güne dönmüş çorak toprak
seslerle hele yokla kendini

bahçesi olurmuş acılar ülkesinin
tomurcuksuz, çiçeksiz
çocukları oyuncaksız, şekersiz

önceleri böyle değildi insan
bir alageyik seker ormanda
maÄŸrur, atik
acılar yürür insanlarla yollarda

insan,

ilkyaza vuran
öfkeye gül sunan
doğruya dost, eğriye düşman

sevda olmalı
karanın karanlığında
pusatsız
sevda olmalı
bir uçtan bir uca ağlamaksız

ve haber haber olmalı
ölümün sesi toktur
çocuklar duymamalı

bak civan dost
mevzilenmiş acı
bilenir toprağın avuçlarında

birşeyler demelisin artık
neyi anlatır duvaklı güzellikler
neyi anlatıyorum ben
bir ozan çırağı bile olamazken

Haz
09

Kurtulamazsın

-35 yaşıma-

önce sesini
sonra yankısını çaldırdın şu beton ormanında
bu kent de tükürdü aşklarına
kal orada!
artık hiçbir şeyden kurtulamazsın
ıslanmışsın bir kere oğlum
yaş gününde
kuruyamazsın…

Haz
09

İkinin şiiri

bugün iki kez yağdı yağmur
iki kez eskidim sanki

iki ömrü kolkola yaşadım
biri nergis bahçesi, diğeri mahşer yeri

hep iki şömine yandı yüreğimde
birinde ateşti diğerinde kül

ve iki kez aşık oldum
bundandır iki kez ölmüşlüğüm

sonra bir serüvende ikiye böldüm ömrümü
şimdi sömestrdeyim

ilk iki kitabımdan sonra sıtmaya tutuldu coşkum
daha depremlerdeyim

ve iki kere iki
kitabımda benim

ya çok eder
ya sıfır…


Ranking-Hits Google PageRank Checker Powered by  MyPagerank.Net Personal
firma ara bitki derman direk izle ticaret rehberi server tanıtımı bayi hosting
significato sogni dei sogni Significato Nomi Nomi Bambini