Category Archives: Yılmaz Odabaşı

Bir liseli silüeti

hayat hattında acemi tayfalardıkne avunduk sevinç müsvetteleriyleaşktan ikmale kaldık… bak her sabah bağıran yeni sabahaartık iklimler değişmiş, kuşlar da gitmiştenimde eski ateş, gözlerimde fer bitmiş heybetli dağlar arasındagöğümde yıldız yitmiş… senhalaanılarımınenbeyazyanısın sen buğulu bir camın ardından izlediğim hayatınyarısısınsen sağanakla gelen sabahlardaçok eski bir şarkının adısın… *daha adamlar şehirlere otomobillerlegeceler anılarla birlikte gelirsiluetin giderek uzaklaşır, düşler… Read More »

Akşamdır

isularıboğdudalgalar…ses hoyratsevinç yılgınşakaklarım sonbahar ii“muhbiri çoğalmış sevdanın”yapışmış tenime terelime kirsessizliğin ortasında bir deli rüzgarakşamdıravuçlarında marmara?nınakşamdırşiire karıştı sularsularda çoğalır sevdalarellerim ah! ellerimnasılanlatsamgecegece kokuyor çocuklar

Yine Dağdır Dağ -V

yazılırken ayrılık aşkların büyülü şarkısına alnım kar, başım duman, kirpiklerimde çiğ burada yatıyorum… burada! uzaklarda o kadın gülümsüyor kalbi buruk anılarda… “kal” diyorum: yamacında; bir yüzü bana kararırken dünyanın şafak söküyor senin yanında yenilme ve düşürme sen yüzünü kahrın inzivasına…

Seyrantepeye Karpuz Yüklü Kamyonlar Gelir

seyrantepeye karpuz yüklü kamyonlar gelir esneyen öğleye gagaları açık soluan kuşlar ışıltılı bıçaklar, çatırdayan karpuzlar gelir aklımda uzak badem ağaçları, deniz serinlikleri ve bu sözler rüzgara karşı söylenir: “tek rakibim türk hava yolları… kes hızını ağlatma el kızını(!)” * seyrantepeye karpuz yüklü kamyonlar gelir ben gündüzün duldasında otururum aklıma regl olmuş kadınlar gelir kadınlar… tenleri… Read More »

Yine Dağdır Dağ -IV

yazılırken ayrılık kederlerin pasına yapayalnız yasına ölü dağlar rüyalarla sevişir sökülmüş düşlerin de çadırları neye yarar mezarlıklarda çigan? sussam artık yıllarca, bin yıllarca boğup ağrımın köhnemiş çağrısını konuşturmasam ben artık bu aşka koşturmasam! mezarlıklarda çigan… mezarlıklarda çigan…

Yine Dağdır Dağ – I

“bir ölüm uzaklardan vurur yollara bizi bilge bir yalnızlığa serer hikayemizi kırık bir kkırlangıcı dağlara çeker beyaz kapanır bir ustura, dindirir öfkemizi…” -sefa kaplan- i fırlatmıştım kalbimi uzağa, en uzağa denk gelir de rastlar diye bir yıldıza yanılıp susturdum ağrımın çağrısını çağrımın köhnemiş ağrısını “aldırma!” dedim oğlum: yine dağdır dağ konup göçen kurdun kuşun rağmına… Read More »