Category Archives: Sunay Akın

Tutkulu

tutsak olacağını bilerek yine bu sabah demirparmaklıktan içeri usulca sızdı güneş yasaklanınca görüş gününde çiçek getirilmesi arka duvarın dibinde sarmaşık tohumu dikmiş annem oysa el bile sallayamamıştım ona kuyrukta saatlerce bekleyip doldurduğu içme suyunu dökerken ardıma

Şemsiye

tozlu bir şemsiye durur çatı katındaki odanın kuytu bir köşesinde kumaşındaki eski yağmurların hüzünlü kokusuyla anımsar mısın bilmem yağmurun bardaktan boşanırcasına yağdığı o günü hani şemsiyeyi iyice çekip başımıza dudaklarımla hesaplamıştım yüz ölçümünü nicedir sokağa çıkarmıyorum şemsiyeyi korkuyorum çünkü kapısı açık kafesinden uçan bir kanarya gibi beni ikinci kez terk etmenden yanıt alamayacağımı bilsem de… Read More »

Alacak

yol kenarlarındaki yağmur mazgallarını kumbara sanıp harclıgımı atardım bu yüzden en cok denizden alacaklıyım….

Noktalı virgül

virgül hiç susmayan bir davulun tokmağı çağırır kelimeleri kağıtlardaki düğüne nokta tepeden inme sonradan görme son verir yazının özgürlüğüne biraraya geldiklerinde hemen çıkar üste acımasız nokta virgül ise gariban boynu bükük ezilir altta

Sana Yakın

birdostun sıcaklığın Öylesine yaslamak istiyorumki başımı ya omzunu uzat sevgilim ya da telleri kopuk bir kemanı kanadının altına sığınacak bir kuş arayan eskimiş saçak gibiyim sensiz yada bütün balinalarının kıyıya vurup intahar ettiği bir deniz bir hitit çanağıyım toprağa gömülü ve sen İlk kazısını yapan bir arkeolog ürkekliğiyle ellerinin arasına al beni tek dileğimdir çünkü… Read More »

Heykel

yalnızca ben bilirim diktatör heykellerine pislemek için göç ettiğini dünyadaki bütün kuşların