Category Archives: Nazım Hikmet

Karlı Kayın Ormanında

karlı kayın ormanında yürüyorum geceleyin. efkârlıyım, efkârlıyım, elini ver, nerde elin? ayışığı renginde kar, keçe çizmelerim ağır. İçimde çalınan ıslık beni nereye çağırır? memleket mi, yıldızlar mı, gençliğim mi daha uzak? kayınların arasında bir pencere, sarı, sıcak. ben ordan geçerken biri : “amca, dese, gir içeri.” girip yerden selâmlasam hane içindekileri. eski takvim hesabıyle bu… Read More »

Çankırı Hapishanesinden Mektuplar-4

sıcaklar bildiğin gibi değil ve ben ki yalı uşağıyım, deniz ne kadar uzak… İkiyle beş arası cibinliğin altına uzanarak ter içinde kımıldanmadan gözlerim açık dinliyorum sineklerin uğultusunu. biliyorum : şimdi avluda duvarlara çarpıyorlardır suyu, kızgın, kırmızı taşlar tütüyordur. ve dışarda, otları yanmış kalenin eteğinde bir kezzap aydınlığı içindedir simsiyah kiremitleriyle şehir… geceleri birdenbire rüzgâr çıkıyor.… Read More »

O gece deniz

birden rüzgar hayat gibi esincekaranlıklar ağır ağır gerindidenizdeki içli hayat bu gecesonu gelmez ölümden de derindi bu ilahi büyüklüğün nefesidoldurmuştu nihayetsiz boşluğuandırırdı hayattaki son sesidalgaların sahildeki soluğu

Vasiyet

yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü, ölürsem kurtuluştan önce yani, alıp götürün anadoluda bi köy mezarlığına gömün beni, hasan beyin vurdurduğu ırgat osman yatsın bir yanımda ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp kırkı çıkmadan ölen şehit ayşe öbür yanımda. traktörle türküler geçsin alt başından mezarlığın seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu, tarlalar ortamalı, kanallarda su,… Read More »

Karıma Mektup

bir tanem! son mektubunda: -başım sızlıyor yüreğim sersem!- diyorsun. -seni asarlarsa seni kaybedersem,- diyorsun, -yaşayamam!- yaşarsın, karıcığım, kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgarda; yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı, en fazla bir yol sürer yirminci asırlılarda ölüm acısı. Ölüm bir ipte sallanan bir ölü. bu ölüme bir türlü razı olmuyor gönlüm. fakat emin ol ki,… Read More »

Çankırı Hapishanesinden Mektuplar-3

bugün çarşamba : -biliyorsun – Çankırının pazarı. demir kapımızdan geçip kamış sepetimizde bize kadar gelecek yumurtası, bulguru, yaldızlı, mor patlıcanları… dün köylerden inenleri seyrettim : yorgundular, kurnaz ve şüpheli, ve kaşlarının altında keder. erkekler eşeklerde, kadınlar çıplak ayaklarının üstünde geçtiler. herhalde içlerinde senin bildiklerin vardır. herhalde iki çarşambadır pazarda : kırmızı başörtülü «kibirsiz» İstanbulluyu aramışlardır…