Category Archives: Nazım Hikmet

Vatana

ey zavallı vatanımneden böyle ağlıyorneden midir, çünkü onaevlatları bakmıyor……….. oğul– bakmaz isem ben sanaharam olsun türklük banaİşte ana gidiyoruzvatan için ölmeyegidiyorum öleceğimdönmeyeceğim geriye … ana– git oğlum gitvatanına hizmet etvatan için kanınıher şeyini feda etnişanlına köyüneher şeyine veda et … oğul– gidiyorum ben anaselam söyle babamayavukluma söyle kiağlamasın hiç bana 23 Şubat 1330 (8 mart… Read More »

Ölüme Dair

buyrun, oturun dostlar, hoş gelip sefalar getirdiniz. biliyorum, ben uyurken hücreme pencereden girdiniz. ne ince boyunlu ilâç şişesini ne kırmızı kutuyu devirdiniz. yüzünüzde yıldızların aydınlığı başucumda durup el ele verdiniz. buyrun, oturun dostlar hoş gelip sefalar getirdiniz. neden öyle yüzüme bir tuhaf bakılıyor? osman oğlu hâşim. ne tuhaf şey, hani siz ölmüştünüz kardeşim. İstanbul limanında… Read More »

Hasret-2

denize dönmek istiyorum! mavi aynasında suların: boy verip görünmek istiyorum! denize dönmek istiyorum! gemiler gider aydın ufuklara gemiler gider! gergin beyaz yelkenleri doldurmaz keder. elbet ömrüm gemilerde bir gün olsun nöbete yeter. ve madem ki bir gün ölüm mukadder; ben sularda batan bir ışık gibi sularda sönmek istiyorum! denize dönmek istiyorum! denize dönmek istiyorum!

Bu Vatana Nasıl Kıydılar

İnsan olan vatanını satar mı? suyun içip ekmeğini yediniz. dünyada vatandan aziz şey var mı? beyler bu vatana nasıl kıydınız? onu didik didik didiklediler, saçlarından tutup sürüklediler. götürüp kâfire : «buyur…» dediler. beyler bu vatana nasıl kıydınız? eli kolu zincirlere vurulmuş, vatan çırılçıplak yere serilmiş. oturmuş göğsüne teksaslı çavuş. beyler bu vatana nasıl kıydınız? günü… Read More »

Yangın

yanıyor! yanıyor! müthiş terrakelerÇekiyor aguşuna o adüvv-i beşervaldeler haneler yetimlersemaya kalkmış istimdat eden ellervaldesiz pedersiz kalmış masumlargaipten halikten medet beklerbir zaman pür-gurur gezen zenginlerŞimdi hakirbakıyor bu nar-ı cehenneme gözler dalıyorağır ağırher yerde ah ü eninher yerde iftiraktalilerine isyan ediyorbütün bu halk. 6 kanun-ı evvel 1330 (19 aralık 1914)

Onun Doğuşu ve Demirhane Bacası

demirhane bacası ki yağmurda ümitsiz ve müntekim dururdu. ve rüzgâr ki kendini kaldırıp kaldırıp demirhane bacasına vururdu. ve siyah bir yelken gibi gece rüzgârdayken, sahip değilken ağaçlar dallarına, kuşlar kanatlarına, ve çekerken karanlıktan yıldırımları toprak, insanlar ve âletler bırakıp kaldırımları derin uykulardayken bir zemin katında bir çocuk doğdu. yıldızlar teker teker deste deste yandılar. yıldızlar,… Read More »