Category Archives: Murathan Mungan

İki bıçak

iki bıçak seç kendinebiri yaralamak içinbiri öldürmekpusu kur gözlerininkaranlık gölgesinebiri sevmek içinbiri ihanetİki yürek seç kendinebiri yaşamak içinbiri gizlenmekbir korkak,bir kaçak,bir firarkaç kişisin sen sevdiğim çocukİçimdeki bıçak iki kere daha dönüyorolduğu yerdekalırsan sel basar yataklarımıgidersen uçurum çiçekleri açar kalbimdekimi zamanlar olur sevgilimİki bıçak bile yetmez bir tek ölüme

Görü

bundan önceki hayatımın içinden geçiyorumönceki hayatımdaki çölden geçiyorumşimdi iki yanında yükselen uzun binalara aldırmadanburası çöldü biliyorumo zamanda çöldübu zaman dabinaların örtemediği çölü görüyorumeski bedenimde aldığım öldürücü yaralaryalnızca birer leke şimdiki bedenimdeyatağan,saldırma,ok,mızrakfal gibi saklı duruyor derinimdekutsal kitaplara dilini veren şiirbirer leke dilimdebir zamanlar gördüğüm bir rüya buşimdi içinden geçiyorumgörmüştüm görmüştüm görüyorum

Avare

anımsıyor musun? bir çetemiz vardı: vahşi siyah atlar ısmarlama serserilikler yaşardık kimseden bir şey demeden kaçıp gitmeler gibi sokaklarda sabahlamak, parklarda yatmak yabancıları mahalleye sokmamak gibi ve bir gün gideceğimiz bir amerika vardı herkesin bir amerikası vardı o zamanlar herkes gece istasyonlarında kendi amerikasını aradı kısık ışıklı arkadaş odaları plağın bir yüzünü kaplayan uzun parçalar… Read More »

Yalniz Bir Opera

……. simdi biz neyiz biliyor musun akip giden zamana goz kirpan yorgun yildizlar gibiyiz birbirine uzanamayan boslukta iki yalniz yildiz gibi aci cekiyor ve kendimize gomuluyoruz bir zaman sonra batik bir asktan geriye kalan iki enkaz olacagiz yalnizca kendi denizlerimizde sessiz sedasiz bogulacagiz ne kalacak bizden bir mektup,bir kart,birkac satir ve benim su kirik dokuk… Read More »

Ay Zeytin Gece

kamçılı karanlıktı geldin üstüme bütün masalları dolaştın ay zeytin gece ay vurmuştu alnına perçemlerin tokat akıtması yorgundu atılmış yılan derisi değiştirilmiş güvercin gömleği tende nereye gidiyorsun, dedim zeytinlerin arasından siste silinip giderken yollar aydı zeytindi geceydi korkmadım bağırdım ardından aydaki zeytindeki gecedeki delikanlı nereye böyle aldı rüzgar sesimi duyurmadı vurdu geçti durduğum yeri gümüşünü silkeledi… Read More »

Göçebe

birbirinde arınan iki nehir gibi birbirimizden geçerek Çıktığımız açıklık ruhlarımızı yeniden bölüştürüyordu bedenlerimize uçurum içini çekiyordu orman fısıldıyordu kumlarını silkeleyen göçebe bedenin yeniden düşüyordu yola görönmezin atlarıyla uzaklaşıyordun erkekliğin sütünü bıraktığın tuzlu dudaklarım ardından bi şiiri mırıldanıyordu sana uçurum, orman, ay ve bedenindeki birkaç işaretle zamana geçirilen dayanıklı söz, o gece ardından mırıldandığım şiir Şimdi… Read More »