Category Archives: Ataol Behramoğlu

Ben Ölürsem Akşamüstü Ölürüm

ben ölürsem akşamüstü ölürüm Şehre simsiyah bir kar yağar yollar kalbimle örtülür parmaklarımın arasından gecenin geldiğini görürüm ben ölürsem akşamüstü ölürüm Çocuklar sinemaya gider yüzümü bir çiçeğe gömüp ağlamak gibi isterim derinden bir tren geçer ben ölürsem akşamüstü ölürüm alıp başımı gitmek isterim bir akam bir kente girerim kayısı ağaçları arasından gidip denize bakarım bir… Read More »

Ben Mi? Evet…

ben mi?evet… bir gun cikip gidecegim kapilari,evleri,dergileri,huzunler birakarak… bir cicek merhaba diyecek… hos geldin diyecek dag… orman gulumseyecek… animsayislarin,bekleyislerin,umitlerin yada umitsizliklerin hirslarin,yarislarin,tasalarin kalktigi yerde tam anlatinin kaldigi yerde baslayacak siir… hic kimseye seslenmeyen,kendi kendine yeten sadece… kendi mantigi;kendi guzelligi icinde tutarli… ama halkin yasantisi girecektir oraya,cunku yasayan buyuk bir seydir halk… deniz ve ufuk girecek,karinca… Read More »

Bebeklerin Ulusu Yok

İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu bebeklerin ulusu yok başlarını tutuşları aynı bakarken gözlerinde aynı merak ağlarken aynı seslerinin tonu bebekler, çiçeği insanlığımızın güllerin en hası, en goncası sarışın bir ışık parçası kimi kimi kapkara bir üzüm tanesi babalar, çıkarmayın onları akıldan analar, koruyun bebeklerinizi susturun susturun söyletmeyin savaştan, yıkımdan söz ederse biri birakalım… Read More »

Ayrılan

aşkı doğuran şey nedir; o yakınlığı, iki can arasında? ve kopuş ne zaman baslar? ne zaman biter bir sevda? bir kurt gibi içten içe gelişip büyür çürüme bir an gelir ki aynı mekandasınızdır ayrı duygusal zamanlarda

Amcam Şair Ben Şair

gidip şarap almalı beş kuruşluk da fülüt içip içip sonra da bir güzel ağlamalı topal ulviye var ya, hani gecekondulu genelevin üstüne şıp diye damlamalı aktarın karısından umutlar kesik artık beyaz bir laf söylense memeler otuz iki ellerine mozarttan uzansam usulcacık kolları bileklerden dirseğe bilezikli bu dünyada ya adam olmalı ya da zengin amcamsa sabah… Read More »

Ağustos konuğu

odama bir an giren uçucu bir böcek -arıdan irice, kanatları renkli- dolaştı bir süre, vızıldamadan. sonra bulup yolunu pencerenin Çıkıp gitti bir öykü çeviriyordum Çehovdan masamda bira bardağı -odam, kitaplarım,olağan dünyam- tül perdede ağustos ışınları tanık oldu yaşamıma bu uçucu böcek, sadece bir an Çıkıp gitti sonra tıpkı yaşamıma bir an katılan sonra yitip giden… Read More »