Category Archives: Ahmet Telli

Şahmaran

sedef, safir ve kör uyku, dünden kalan bir aynaya vuruyor düş gibi ve kâhinin her remil atışında ölüm kara değil, karada havada ve suda ağlayan narım da çatladı çünkü ben Çocuklarımı kaybediyorum dağlarda dağlar ki ceylan yurdu, bir gülistan olsun içindi düşerse yolu Şahmaran?ın ve anılardır diye bilinen Şahmaran belleğin derin kuyusundaki uykusunu bir hançerle… Read More »

Soluk Soluğa

büyük aşklar yolculuklarla başlar ve serüvenciler düşer bu yollara ancak onlar ki dünyanın son umudu soyları tükenen birer çılgındırlar ne bir adresleri vardı onların yeryüzünde ne de aşktan başka bir sığınakları ama yaşarlar dünyanın dört bir yayında Ölümle alay ederler sanki nerede beklenirse oradaydılar bir kez bile gecikmediler ömür boyu neydi onları ordan oraya savurup… Read More »

Pasaport kahvesi

kıyıda, taşın üstünde oturmuş denize bakıyor kimse konuşmuyor onunla ne rüzgâr ne de izmir gün bitiyor ve lacivert sözcükler çekiliyor susuşların ipek ağıyla az ötede pasaport kahvesi – gel, bir bardak çay içelim diyor bütün gün beklenen bulut suya değiyor su zamana ve yalnız çakıltaşları değil aşınmakta olan batık bir gemi gibi uzaklaşırken ordan yakamozlar… Read More »

Gidersen Yıkılır Bu Kent

gidersen yıkılır bu kent, kuşlarda gider bir nehir gibi susarım yüzünün deltasında yanlış adresteydik, kimsesizdik belki sarışın bir şaşkınlık olurdu bütün ışıklar biz mi yanlızdık, durmadan yağmur yağardı Üşür müydük nar çiçekleri ürpeririken gidersen kim sular fesleğenleri kuşlar nereye sığınır akşam olunca sessizliği dinliyorum şimdi ve soluğunu sustuğun yerde birşeyler kırılıyor bekleyiş diyorum caddelere, dalıp… Read More »

Karda İzler

karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün bir uçurum kenarında vursunlar beni ki dünya uğuldayıp duran bir uçurum değilmiydi zaten karda izler bırakıyorum avcılar peşime düşsün siliyor adımı bir dal kırarak çam ormanından gibi incelterek yetişiyor ardımdaki tipi bana adımı yazıyorum kar üstüne ve ıslığını çığlık geçmişim kar sessizliğiyle özetleniyor artık bir kahkahayla çekip giderim karlı… Read More »

Zaman Kekemeydi

gün bitti, elindeki güller de soldu anımsanacak neler kaldı bugünden paylaşılmış olan nelerdi sımsıcak belki bir türkü söyleriz geceye karşı saçlarını tarazlayan bir şafak olur zaman kekemeydi ve tarihe sızan soytarılar gördük genç ömrümüzde ölüm peşimize düşende bir göçebeydik suretimiz ağardı kurulan darağaçlarına bütün sığınaklar uçurumlara açılırdı rüzgar suyu soğutsun su terli bedenlerimizi ve aşkı… Read More »