Ben Ölürsem Akşamüstü Ölürüm
ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Şehre simsiyah bir kar yağar
yollar kalbimle örtülür
parmaklarımın arasından
gecenin geldiğini görürüm
ben ölürsem akşamüstü ölürüm
Şehre simsiyah bir kar yağar
yollar kalbimle örtülür
parmaklarımın arasından
gecenin geldiğini görürüm
ben mi?evet…
bir gun cikip gidecegim kapilari,evleri,dergileri,huzunler birakarak…
bir cicek merhaba diyecek…
hos geldin diyecek dag…
orman gulumseyecek…
animsayislarin,bekleyislerin,umitlerin yada umitsizliklerin
hirslarin,yarislarin,tasalarin kalktigi yerde
tam anlatinin kaldigi yerde baslayacak siir…
hic kimseye seslenmeyen,kendi kendine yeten sadece…
kendi mantigi;kendi guzelligi icinde tutarli…
ama halkin yasantisi girecektir oraya,cunku yasayan buyuk
bir seydir halk…
deniz ve ufuk girecek,karinca yuvalari,gokyuzu,kozalaklar
ve kopuk ve artk hasetsiz bir ask…
yani sevismak denizle,kosulsuz,onyargisiz,hesapsiz…
yani uzanmak ve dusunmek binlerce yil..
dogan,olen ve yasayan seyleri…
dogumu,olumu ve yasamayi
yani dingin ve buyuk olan herseyi anlatmak…
ben mi?evet .cikip gidecegim bir gun…
tasasiz,gozyassiz,geride birsey birakmadan ve birsey beklemeden
İlerde…
sadece yagmur sularindan piril piril bir yurek
artik kendi kendinin anlami ve nedeni olan bir yurekle…
İlk kez yurdumdan uzakta yaşadım bu duyguyu
bebeklerin ulusu yok
başlarını tutuşları aynı
bakarken gözlerinde aynı merak
ağlarken aynı seslerinin tonu
aşkı doğuran şey nedir;
o yakınlığı, iki can arasında?
ve kopuş ne zaman baslar?
ne zaman biter bir sevda?
gidip şarap almalı beş kuruşluk da fülüt
içip içip sonra da bir güzel ağlamalı
topal ulviye var ya, hani gecekondulu
genelevin üstüne şıp diye damlamalı
anne diyemeyeceğim artık bir başkasına,
sesimin anneme seslenirkenki tonuyla
tatil dönüşlerinde annemin uğrayacağım evi yok,
beni seven birileri olacak mı yine de
gidip koşulsuz uzanacağım bir yatak,
saçlarımı okşayacak bir el
ama ben anneme de bütün bütüne
bırakamadım kendimi
saçlarımı okşarken, yorulur şimdi
bırakır şimdi diye düşünürdüm
ve çılgınca yaramaz, beyni boş
denecek kadar yaramaz,
ve hastalıklı denecek kadar duyarlıklı
bir çocuktum çocukluğumda
dizlerine oturduğum birgün, indim utanarak,
kısa pantolonumdan fırlayan
ve bana artık büyümüş gelen dizlerimle
oysa ilkokul ikide ya var ya yoktum daha
o zaman tanıdım sonsuz geniş caddelerini karsın,
sonsuz geniş göğünü ve o zamanlardan kaldı
yüreğimde sonsuz bir uçurum duygusu
annem hiçbir zaman bilmedi bunları
yüreği büyümüş bir çocuktum ben
gizli gizli ne kadar çok ağladım
bir gün öleceğini düşünerek onun
annem yok artık,
onun yüreğindeki ben de yokum,
yani annemle tanımlanan ben de öldüm onunla
Şimdi,
yeni bir tanıma alıştırmalıyım kendimi,
Şimdi ,
ben kendimi düşünmezken bile
kim düşünür beni…