Sonbahar
durgun havuzları işlesin bırak
yaprakların güneş ve ölüm rengi,
sen kalbini dinle,ufuklara bak.
durgun havuzları işlesin bırak
yaprakların güneş ve ölüm rengi,
sen kalbini dinle,ufuklara bak.
serin rüzgârlara pencereni aç!
karşında fecirle değişen ağaç,
bak, seyret ağaran rengini ufkun
mahmur gözlerinde süzülsün uykun.
bırak saçlarınla oynasın rüzgâr,
gümüş çıplaklığı bir başka bahar
olan vücudunu ondan gizleme.
ne varsa hepsini boyun, saç, meme,
esîrden dudaklar okşasın sevsin
mademki geceden daha güzelsin!
karışan saatler içinde hâtırana
bazı sabahlarla ikindiler yan yana,
değişik gülleri sanki tek bir baharın;
bâkir hülyasıyla beyaz ve ürkek yarın,
o sükût bahçesi, ufkunda kuş yerine
hasret kanat çırpar düşünen ellerine…
uyu! gözlerinde renksiz bir perde,
bir parça uzaklaş kederlerinden.
bir ruh gülümsüyor gibi derinden,
mehtabın ördüğü saatler nerde?
ne güzeldi o kış bahçesinde
güllerin çok derinlerde çalışan uykusu
sana bir bahar hazırlamak için.
bursada eski bir cami avlusu,
küçük şadırvanda şakırdayan su.
orhan zamanından kalma bir duvar…
onunla bir yaşta ihtiyar çınar
eliyor dört yana sakin bir günü.
bir rüyadan arta kalmanın hüznü
İçinde gülüyor bana derinden.
yüzlerce çeşmenin serinliğinden
ovanın yeşili göğün mavisi
ve mimarilerin en ilahisi.