Akşam Erken İner Mahpushaneye
akşam erken iner mahpusaneye.
ejderha olsan kar etmez.
ne kavgada ustalığın,
ne de çatal yürek civan oluşun.
kar etmez, inceden içine dolan,
alıp götüren hasrete.
akşam erken iner mahpusaneye.
ejderha olsan kar etmez.
ne kavgada ustalığın,
ne de çatal yürek civan oluşun.
kar etmez, inceden içine dolan,
alıp götüren hasrete.
leylim leylim, dünyamızın yarısı
al-yeşil bahar,
yarısı kar olanda,
gene kavim-kardaş, can-cana düşman,
gene yediboğum akrep, sarı engerek,
alnımızın aklığında puşt işi zulüm
ve canım yarı geceler,
Çift kanat kapılarına karşı darağaçları
mapushanede çeşme
yandan akar olanda,
gelmiş, yoklamış ecel,
kaburgam arasından,
yoklasın hele..
dağlarının, dağlarının ardı,
nazlıdır.
uçurum kıyısında incecik bir yol
gider dolan-dolana,
bir hastan vardır, umutsuz,
belki ayşe, belki elif
endamı kuytuda başak,
memesinin, memesinin altında,
bir sancı,
bir hayın bıçak…
yangınlar,
kahpe fakları,
korku çığları
ve irin selleri, aç yırtıcılar,
suyu zehir bıcaklar ortasındasın.
bir cana, bir başa kalmışsın vay vay!
pusatsız, duldasız, üryan
bir cana bir de başa
seher vakti leylim -leylim
cellat nişangahlar aynasındasın.
oy sevmişim ben seni…
açardın,
yalnızlığımda
mavi ve yeşil,
açardın,
tavşan kanı, kınalı-berrak.
yenerdim acıları, kahpelikleri…
terketmedi sevdan beni,
aç kaldım, susuz kaldım,
hayın, karanlıktı gece,
can garip, can suskun,
can paramparça…
ve ellerim, kelepçede,
tütünsüz, uykusuz kaldım,
terketmedi sevdan beni…